İtaatsizlik yaygınlaşmalı

07.04.2011

Akademisyen Zeynep Gambetti, esasında Kürtler için sivil itaatsizliğin yeni bir yöntem olmadığını düşünüyor. Bu yöntemin Kürt hareketinin yıllardır fiilen uyguladığı bir eylemlilik hali olduğuna dikkat çeken Gambetti, şu tespiti yapıyor: „Leyla Zana’nın mecliste Kürtçe konuşmasından beri, hak kavramını genişletme emelinde olan, yasadışı ancak meşru birçok eyleme tanık olduk. Kepenklerin toplu halde kapatılması, Galatasaray Lisesi önünde polis ihtarlarına rağmen buluşmaya devam eden Barış Anneleri, resmi dil yasağını delen çok dilli afişler ve levhalar, Anayasa referandumunun boykotu, KCK davasında Kürtçe’de ısrar edilmesi gibi sayısız sivil itaatsizlik eylemi halihazırda gerçekleştirilmekte.“

Bu örneklerin devamı olarak, sivil itaatsizlik üzerinden oturma eylemleri başlatılmasını, dünyadaki örneklerinden biraz farklı bulan Gambetti, „Oturma eylemi tam olarak sivil itaatsizliğe denk düşmüyor kanımca, her tür muhalif grubun repertuarında bulunan bir eylemlilik tarzı“ diyerek, kendisinin „geçmişte mutat kez kanunlara aykırı ama meşru direniş sergilemiş olan Kürt hareketi, neden bugün sivil itaatsizlik dönemini başlattığını açıklamak gereği duyuyor? Çoktandır başlamamış mıydı?“ şeklindeki sorulara yanıt aradığını belirtti. Gambetti, bu sorular kapsamındaki tahlilini ise, şu sözlerle özetliyor: „Burada kamuoyuna ve özellikle hükümete bir mesaj verilmek istendiği çok açık. Silahsız çözüm niyetinin samimiyetini anlatma gayesinin yanısıra hükümetin iradesizliği karşısında tabiri caizse bıçağın kemiğe dayandığını da gösteriyor. Hayal kırıklığı o denli büyük ki, eğer bu çağrı da Türkiye’nin batısında bir yankı bulmazsa, sosyal patlama veya silahların konuşturulmasının önüne geçilemeyecek izlenimi uyandırıyor. Bu anlamda dünyadaki örneklerinden farklı, zira sivil itaatsizlik iki silahlı dönem arasındaki pasif direniş olarak değil, salt kitlelerin gücüyle sisteme dayatılan bir adalet talebi olarak deneyimlendi daha çok.“

Sabır sınayanlar yanlış yapıyor

Kürtlerin sivil itaatsizlik eylemlerini „yasal çerçevede“ değerlendirenleri de eleştiren Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynep Gambetti, sivil itaatsizliğin zaten yasallık dışında gerçekleştirilebileceğini söyleyerek, „yoksa neden itaatsizlik olsun ki?“ diye soruyor. „Yasaların bu denli delindiği, hiçe sayıldığı, imkansız seçenekli referendumlarla anlamsızlaştırıldıkları bir ülkede Kürt hareketi söz konusu olduğunda yasaları hatırlamak da ayrıca ironik!“ göndermesinde bulunan Gambetti, bu eylemlere yönelik devletin baskısını da, „Baskıların amacının hareketi yeniden militer çizgiye çekmek olduğu belli. Şöyle bir hesap yapılıyor olsa gerek; ‘nasıl olsa PKK bunu uzun süre götüremez, yine taktik değiştirip çatışmacı sürece geri döner.’ Kürt hareketi açıkçası hep bu kıskaca sıkıştırılıyor. Yıllarca sabrı sınanıyor, patlayınca ‘bunların barış derken art niyetli olduklarını biliyorduk işte’ diyerek naralar atılıyor. Umarım bu defa da öyle olmaz“ sözleriyle değerlendiriyor.

Türkiye geneline yayılmalı

Silahlı çözümün olabilirliği konusunda ciddi çekinceler taşıdığını paylaşan akademisyen Zeynep Gambetti, bunun denenmemiş bir yol olmadığını, 15 yıllık silahlı mücadeleden de herkesin bir şekilde kaybeden olarak çıktığını, şu ifadelerle yansıtıyor: „Her iki taraf da yıprandı, onarılmaz yaralar açıldı, ama yaraları saracak bir çözüm veya sonuca ulaşılamadı. Silahlara yeniden sarılan bir Kürt hareketini Batı’nın Libya örneğinde olduğu gibi desteklemesi olasılığı da sıfıra yakın. Ama doğrudur ki sivil itaatsizliğin çözüm getirmemesi, Kürt halkı nezdinde son derece büyük hayal kırıklığına yol açacaktır. Bu yüzden itaatsizliğin içini doldurmak, somut eylemlilik hedefleriyle Türkiye geneline yayılmasını sağlamak gerçekten hayati önem taşıyor.“

Proje üretmek gerekiyor

Gambetti, son olarak, devam eden sivil itaatsizlik eylemlerinin tarzına ve içeriğine ilişkin önerileri hususunda ise kısa şu özette bulundu: „Mahmut Alınak, ‘bu meselenin böyle sürüp gitmesinde bizlerin de sorumluluğu var; çünkü sivil siyaset, devleti ve hükümeti adım atmak zorunda bırakacak derin ve yaygın projeler üretemiyor’ demiş. Kesinlikle katılıyorum. Oturma eylemi yapmak, çadır kurmak, balon uçurmak veya alanları doldurmak dışında proje üretmek gerekiyor. Kürt hareketi sivil itaatsizlik virajını alırken, Tahrir meydanı ile pasif direniş arasında kararsız kalmış gibi gözüküyor oysa ki. Ya meydanlar dolacak ve sayılar konuşacak, ya da herkesin bulunduğu yerde, okulda, işte, çarşıda, günlük hayatın işleyişinde fark yaratabileceği alternatif davranış hedefleri belirlenecek. İkinci seçenek bana çok daha doğru ve etkili geliyor.”

ALİ BARIŞ KURT/İSTANBUL

http://yeniozgurpolitika.eu/arsiv/?bolum=haber&hid=69302