Orwell’in Katalonyası

19.06.2011

George Orwell’in İspanya İç Savaşı deneyimini son derece arı bir dille aktardığı tarihsel bir belge olan Katalonya’ya Selam, bir düş kırıklığının öyküsü. Zira faşizmin zaferinden daha çok yaralayan bir tarihsel sürecin – solun sola kırdırılışının – en hazin dönemeçlerinden biri. Demokratik özerklik tartışmalarının sürdüğü şu günlerde Orwell’in eserinin Türkçe’ye kazandırılmış olması, özyönetimin fiili olarak gerçekleşmiş bir siyasal model olduğunun yeniden hatırlanması açısından son derece önemli bir boşluğu dolduruyor.

Orwell’in daha sonradan Hayvan Çiftiği ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’te ele alacağı temalardan çoğu bu tarihsel sürecin gerçek rotasını tayin etmiştir ne yazık ki: yoldaşı yoldaşa katlettiren propaganda ve iftira kampanyaları, edim ile suç arasındaki bağın koparılması, “gerçeğin” bir değer olmaktan çıkması, totaliter iktidarların en belirgin niteliği haline gelen ters çevirmeler. Bugün düşman olan yarın dost, bugün gerçek olan yarın yalan olabilir. İspanya’da olanlara dair “Bir hikayeyi rolleri tersine çevirerek anlatmak gibisi yoktur” diye yazan Orwell, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört’te bunu “çiftdüşün” ve “yenikonuş” terimleriyle ifade edecektir.

Katalonya’ya Selam aslında bir umutla başlar ve hatırlanmaya değer olan da budur. Barselona’ya ilk geldiği günlerde Orwell’in edindiği izlenim, insanların “kapitalist makinenin dişli çarkları gibi değil, insan gibi davramaya” başladıklarıdır. “Bir anlamda sosyalizmin gelecekteki mutluluğu şimdiden tadılıyordu.” Herkesin işçi kıyafeti giydiği şehirde işsizlik kalmamış, bahşiş ve fuhuş ortadan kalkmış, sınıfsal imge ve sınırlar yokolmuş, müthiş bir eşitlik ve paylaşma duygusu yayılmıştır. Orwell’in katılacağı milis güçleri, burjuva ordularından çok farklı olarak gönüllülük esasına dayanır; hiçbir rütbe ve hiyerarşi kalmadığı gibi, emirlerin yerini devrimci anlayış ve ikna yöntemleri almıştır. Katalonya, Aragon ve Zaragoza’da ağaların toprakları köylülerce ele geçirilmiş, endüstri ve ulaşım kolektifleştirilmiş, polis yerine işçi devriyeleri oluşturulmuştur.

Ancak Orwell umudun nasıl sönümlendiğinin işaretini de en baştan verir: “Aslında İspanya’da olan şey, yalnızca bir iç savaş değil, bir devrim başlangıcıydı. İşte, İspanya dışındaki anti-faşist basın, özellikle bu durumu örtbas etmeyi kendine iş edinmişti… Özellikle arkasında Sovyet Rusya olmak üzere, Komünist Partisi, tüm ağırlığıyla devrime karşı koymuştu.” Zira Stalin, devrimin henüz mümkün olmayacağına karar kılmış ve işçi egemenliği yerine liberal ve cumhuriyetçi öğelerle ittifakı içeren Halk Cephesi stratejisini dayatmaya başlamıştır. Buna karşı çıkmanın ne anlama geldiğini Orwell, gayet sade bir dille anlatır: “Komünistlerin ve liberallerin, devrimin ilerlemesine karşı direndiklerini kavramıştım, ama devrimi tersine çevirmeye yetenekli olabileceklerini kavrayamamıştım.” Dünya emekçi hareketinde “tehlikeli bir çatlamanın başlangıcı” olarak nitelendirdiği bu durum, faşizmle “dürüstlük uğruna” dövüşmek için İspanya İç Savaşı’na katılan Orwell’in gözlerinin de yavaş yavaş açılmasına yol açar: “Bu savaşın benim üstümdeki en müthiş etkilerinden biri, baştan aşağı sol basının da sağ basın kadar sahteci ve dürüstlükten uzak olduğunu öğrenmek oldu.”

3. Enternasyonal, Zinoviev’in izinden giderek sosyal demokratları “sosyal faşist” olarak damgalanmıştı. Aynı lakap sonradan Stalin’in çizgisinde olmayan tüm sosyalist ve işçi partilerine de verilmeye başlandı. Troçkizm tüm bunları simgeleyen bir “boş gösteren” haline geldi. İspanya’da da durum böyleydi. Daha kötüsü damgalama harekatının, iftira ve propagandalar sayesinde bilfiil tasfiye edimine dönüşmesiydi. Orwell, İspanya’da Birleşik Marksist İşçi Partisi (POUM) milisleriyle birlikte çarpışıyordu. POUM’un liderleri başlangıçta Troçkist olsalar da, Troçki’nin iradesine karşı çıkarak İşçi ve Köylü Bloğu ile ittifaka gitmişlerdi. Orwell, asılsız iddia ve iftiralarla dolu komünist basının – Pravda’dan Enternasyonal’in gazetesi Inprecor’a, İngiliz Komünist Partisi’nin yayın organı Daily Worker’dan Valensiya komünist gazetesi Frente Rojo’ya kadar – partiyi yok etmek için nasıl ağız birliği yaptığını aktarır. Basına göre POUM, Troçkist bir örgüt olmakla kalmayıp, Franco’nun “Beşinci Kolu”ydu.

Devrimin tersine çevrilmesi, tarihteki en önemli anarşist deneyiminin kazanımlarının da yıkılması anlamına geldi. İspanya’daki en büyük işçi hareketi olan 1.8 milyon üyeli Ulusal İşçi Konfederasyonu (CNT), anarşist bir oluşumdu. POUM ve Komintern’e bağlı PSUC ile birlikte milis savaşı veriyordu. Hükümette görev almayı bile kabul etmişti. Aynı zamanda anarşistler, komünal tarım ve üretimi örgütlemeyi başarmışlar ve burjuva iddialarının aksine, ne bürokrasi ne de rekabet olmaksızın, komünlerden verim almaya da başlamışlardı. Bazı yerlerde para bile dolaşımdan kalkmıştı. Toplumsal cinsiyeti de içine alan özgürlükçü bir ortam yaratılmıştı.

Ancak SSCB’den gelen maddi desteği kaybetmemek uğruna anarşistlerin bertaraf edilmesi gerekiyordu. Silahların tek elde toplanması, milislerin yerine merkezi bir ordunun kurulması, devrim ile savaşın aynı şeyler olduğu bahanesiyle sendikaların Halk Cephesi’nin denetimi altına alınması ile başlayan gidişat, 1937’de Barselona’da sokak çatışmalarının patlamasına dek sürdü. POUM yasadışı ilan edildi. Anarşistler de “faşist” oldukları yönünde iftira kampanyasından kendi paylarına düşeni aldılar. “Bu cinsten iftiraların, basın kampanyalarının ve işaret ettiği kafa yapısının, anti-faşizm davasına en öldürücü zararı verdiği kanısındayım” diye yazar Orwell.

Anarşist özyönetim deneyiminin bugün “ütopik” olarak damgalanmasında, bu son derece planlı ve kasti yıkım harekatının rolü büyüktür. Belki de bize düşen, İspanyol İç Savaşı’nda yaşanan toplumsal devrimi ve özyönetim deneylerini daha yakından incelemek olacaktır. Böylece hem fazlasıyla çarpıtılmış bir tarihi başka bir gözle okuyabilir hem de “demokratik özerlik” tartışmalarına daha anlamlı katkılar yapabiliriz. Zira Orwell’in şu sözü bakîdir: “(Yaşadıklarımın) üstümdeki etkisi, sosyalizmin şimdiye kadar olduğundan çok daha elle tutulabilir bir biçimde kurulduğunu görmeyi istemek oldu.”

http://www.radikal.com.tr/radikal2/orwellin_katalonyasi-1053471