Zapatistalar: Başka bir siyaset mümkün!

31.07.2011

2011 yılının Ocak ayında Zapatista hareketi olarak bilinen ve dünyada pek çok insanın hayranlığını uyandıran başkaldırı 17’nci yılına, başkaldırıya önderlik eden Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu (EZLN) ise 27’nci yaşına girdi. Demokratik özerklik tartışmalarının alevlendiği günümüzde, EZLN’nin mücadelesini bu denli kalıcı kılan nedir sorusu önem kazanmaktadır. Kanımca bu sorunun yanıtı, Zapatistaların eril siyaset, çatışma ve restleşme stratejileri, tabandan kopan önder çıkarları ve oy kaygısının çok ötesinde, yeni ve ilkeli bir siyaset biçimi geliştirmeye olan bağlılıklarıdır. Meksika ordusunun bölgedeki yoğun paramiliter faaliyetine, Zapatistalar ile siyasi partiler arasındaki gerginliğe, bölgenin aşırı yoksul ve yoksun olmasına rağmen sönümlenmeyen direnişin sürebilmesi, geliştirilen özerklik modeli ile ilintilidir.

Özerklik deneyimi, siyasi-askeri bir oluşum olan EZLN ile taban demokrasisinin sorunsuzca birarada bulunamayacağının kabul görmesiyle başlamıştır. Zira ordu, sivil halkın aldığı kararlara karışmaktan kendini alıkoyamıyordu; ya halktan emir alacak şekilde dönüştürülecekti ya da tasfiye edilecekti. Her iki durumda da, karar verme mekanizmalarının halka devri gerekiyordu. Özeleştiri veren EZLN, 2003’ten beri tüm idari görevleri Zapatista topluluklarına devretmeye başladı. Böylelikle, dönüşümlü olarak idari görevler üstlenen köylülerin, gerçek anlamda bir özyönetim mekanizması inşa etmelerinin önü açıldı. Zapatistalar bugün kolektif tarım, yeni bir adalet anlayışı, alternatif sağlık, devrimci eğitim, otonom yönetimsellik gibi birbirinden farklı alanlarda takdir edilesi bir deneysellik ve yaratıcılık sergilemektedir.

Somut olarak anlatmak gerekirse, Zapatista yönetimindeki Chiapas bölgesi, 5 koordinasyon merkezi etrafında örgütlenen 38 otonom belediyeden oluşur. Ancak temel ve nihai karar verme merci köydür. Birbirine yakın olduğu için temas içinde bulunan 12-22 köy bir coğrafi bölge oluşturur; 3-4 bölge ise Devrimci Zapatista Otonom Belediyesi (MAREZ) adı verilen ikinci karar mercii altında birleşir. MAREZ üyeleri kendilerine bağlı köy nüfusunu biraraya getiren Halk Meclisleri  tarafından 3 yıllığına seçilen delegelerden oluşur; 15 yaşından büyük herkes (kadın ve erkek) delege seçilme hakkına sahiptir. Koordinasyon görevini yürüten İyi Yönetim Cuntası (JBG) ise birkaç MAREZ’i birleştiren üst birimdir.
Sistemi kısaca tasvir etmek gerekirse, JBG’nin 8 üyesinin yarısı bir hafta, diğer yarısı öteki hafta hizmet verir. Bunun nedeni her üyenin köydeki sorumluluklarını yerine getirmesi gereğidir. JBG’ye veya MAREZ’e seçilmek bir avantaj değil, tam tersine angaryadır. Bu görevi icra ederken hiçbir maaş alınmadığı gibi, yönetimdekiler köydeki ortak işlerden azat edilmezler. Bir kez seçilen bir daha seçilmez ve böylece rotasyon sağlanmış olur. JBG’nin faaliyetlerini denetleme görevi ise, yine köyler tarafından seçilen ve rotasyona tabi tutulan Gözetim Komisyonları’na verilmiştir. JBG’nin görevi, belediyeler ve bunların hizmet verdiği köyler arasında koordinasyon sağlamak, köy veya belediye temsilcilerinin taleplerini dinlemek, topluluğu ilgilendiren projelere kaynak tahsis etmek, eğitim ve sağlık hizmetlerinin kesintisiz gerçekleşmesini sağlamak ve ortak toprak ve kaynakları gözetmektir. JBG bir karar aldığında, bu kararın hem ilgili belediye, hem de ilgili köyler tarafından onaylanması gerekir. JBG sadece koordine eder, yani kimse adına konuşamaz, karar alamaz, yalnızca tavsiyelerde bulunabilir. Zapatista birimlerinin hepsinde kararlar kolektif olarak alınır. Katılan herkesin bir kez konuşma hakkı vardır. Herkes sırasını kullandıktan sonra eğer tartışma tatmin edici olmadıysa veya söylenmemiş bir şeyler kalmışsa bir kez daha söz alınabilir. Özellikle halk meclisi toplantıları 2-3 gün sürebilmektedir. Kararlar çoğunluk oyu ile alınsa bile, oylamanın sonucunun herkes tarafından kabul edilmesi gerekir, yani herkesin sonuca razı olması kıstası aranır.

Özerkliği sürdürebilmenin maddi temelini Zapatistalar, alternatif ekonomik örgütlenme kurarak sağlamışlardır. Tarımda, ticaret ve geçim kaynaklarında son derece titiz etik kurallar belirlenmiştir. Güven ve katılımcılık, dayanışma ve işbirliği geliştirilmesine çalışılmaktadır. Benimsedikleri 10 devrimci kanundan biri olan Tarım Kanunu, „toprak işleyenindir“ ilkesi üzerine kurulur. Buna göre, kötü nitelikte olan 100 hektar, iyi kalitede olan 50 hektar topraktan daha büyük tüm tarım arazileri, başta topraksız köylüler ve sezonluk tarım işçileri olmak üzere halka dağıtılmıştır. Bunlardan elde edilen ürünün tüketilmeyen kısmı kooperatif, çiftçi işletmeleri veya kolektif üretim üniteleri üzerinden değerlendirilir. Gençlerin aileden bağımsızlaşmasını sağlamak için onlara 15 yaşında küçük bir parça toprak tahsis edilir. Eğer bir bölgede bir ürün yetiştirilemiyorsa, o ürünün yetiştiği bölge ile adalet ve eşitlik temelinde değiş-tokuş gerçekleştirilir. Meta fetişizmini mümkün kılan soyut emeğe karşı ürettikleri çözüm, kooperatiflerde üretilen eşyaların üzerine fiyatla birlikte üretenin ismini ve harcanan emek süresini yazmaktır. Keza, kapitalizmin verimlilik ve zaman arasında kurduğu bağlantı da Zapatistaların mücadele ettikleri tahayyüllerden biridir. Kurdukları katılımcı ekonominin gereklerine göre üretilen ürünler, dünyada varolan alternatif ticaret ağları aracılığıyla satışa sunulur. Örneğin Zapatistalar piyasa değeri yüksek olan kahveyi, Via Campesina gibi devrimci çiftçi ağlarına veya adil ticaret yapan perakende satış birimlerine göndermeyi tercih ederler. Dünyada böylesi ağların sayısı gittikçe arttığı için, ürünlerini pazarlarken tüccar ve arabulucuların pençesine düşmemeyi büyük ölçüde başarırlar. Başka deyişle, kapitalist piyasaya alternatif bir pazar yaratabilmişlerdir.

Eğitim, Zapatistaların en ilerlediği alanlardan biridir. Milli eğitim müfredatını, okullarını ve diplomasını reddeden Zapatistaların, kendi okulları vardır ve müfredatı da kendileri belirlerler. Hangi derslerin öğretileceği eğitimciler, aileler ve çocukların kendilerinin katıldığı toplantılar sonucunda belirlenir. Resmi tarih yerine Meksika yerlilerinin tarihi, fizik yerine politika, biyoloji yerine (veya yanında) tarım ve hayvancılık, resmi dil olan İspanyolca’nın yanında yerlilerin kendi dilleri öğretilir. Asgari veya azami eğitim süresi yoktur; çocuklar kendi kapasitelerine ve kendi hızlarına göre ilerlerler. Kimse okuldan atılmadığı gibi, not sistemi de yoktur. Öğrencilerin başarılarını aileler değerlendirir. İhtiyaca göre çocuklar 1 ay okulda kalır, sonra 1 ay veya 15 gün ailenin yanına dönüp tarlada veya köydeki görevlerini yerine getirirler.

Çocuklar kolektif sorumluluk almaya (yani işbölümünde bir yer kazanmaya) 15 yaşından itibaren başlarlar (okumak isteyenler bundan muaf tutulurlar). 15 yaşındaki her çocuk komisyonlarda çeşitli görevler üstlenir. Tüm komisyonlarda bulunduktan sonra, 17 yaşına geldiğinde çocuğa toplulukta kalıp kalmayacağı soruluyor. Eğer kalırsa, ona da diğer tüm Zapatistalara hak tanınan büyüklükte bir toprak parçası verilir. (Bunlar genelde Zapatistaların büyük toprak ağalarının atıl arazilerini işgal etmekle ele geçirdikleri topraklar.) Böylelikle miras derdi, aileye bağımlılık, ailenin çıkarlarını topluluğunkinden üstün tutma gibi faktörler de ortadan kalkmış olur. Yani her birey 17 yaşında tam anlamda otonom kılınır: özyönetim anlamında da, ekonomik bağımsızlık anlamında da. Kızların da hakları erkek çocuklarıyla aynıdır.

Ayrıca ihtilaf veya hak ihlali durumlarında JBG’ler adli merci görevini görür. Zapatistaların adalet anlayışına göre cezalar „kapatma“ olarak değil, ihlali telafi etme olarak veriliyor. JGB’ler diyalog ve sorun çözme mercii olarak işler, bir ceza önerebilir ama emredemezler. Zapatistalıktan atılmayı gerektiren bazı suçlar vardır elbette: bir erkeğin eşine veya başka bir kadına şiddet uygulaması, alkol veya uyuşturucu kullanmak, kaçakçılık yapmak, hükümetten yardım veya rüşvet almak veya hükümetle işbirliği yapmak gibi. Alkol hem savurganlık, hem de saldırganlık yüzünden yasaklanmış. Kadınların erkek egemen anlayışa karşı verdikleri mücadele, alkol kullanımının ve – bununla ilişkili olsun veya olmasın – aile içi şiddetin Zapatistalıktan çıkarılma sebebi olmasını sağlamış, temel bir ilke haline gelmiştir.
Son sözü EZLN’nin 6’ncı Lacandon Ormanı Deklarasyonu’ndan aktarmak gerekirse: „Bizi zorunluluk bir araya getirdi ve artık yeter diyoruz. Başkalarının gelip bizim sorunlarımızı çözmesini beklemek için ne zamanımız, ne de sabrımız kaldı.“ Daha önceleri „Silahımız sözümüzdür“ diyen Zapatistalar artık „En esaslı silahımız kurduğumuz düzendir. Biz kendi otonomimizi örgütlüyoruz“ diyorlar.

* Zapatistalar üzerine Türkçe’ye çevrilen en „içeriden“ ve en kapsamlı kaynak kuşkusuz yıllarını topluluklarla birlikte yaşayarak geçirmiş Gloria Muñoz Ramirez’in Ateş ve Söz. 20. ve 10. Yılında EZLN kitabıdır (Ayrıntı Yayınları, 2003).

http://www.yeniozgurpolitika.org/index.php?rupel=nuce&id=477